CEVAP: Mezar, dünya ile ahiret arasında bir ara bölgedir. Mezar âlemine ‘berzah’ âlemi de denir.
Mezara konulan kişinin ruhu o esnada vücudun içinde değildir. İnsandaki canlılık ruhla sağlanır. Bu nedenle de ölüm aslında ruhun değil, vücudun ölümüdür. Ölüm dediğimiz olay, ruhun vücuttan alınmasıdır. Vücuttan alınan ruh, melekler tarafından teslim alınır. Kişi iyi bir insansa ruhunu ‘rahmet melekleri’ teslim alır. Onu semanın en üst noktalarına doğru götürürler. Ölen kişi kötü bir insansa ‘azap melekleri’ onu teslim alır ve yerin alt tabakalarına doğru taşır.
Vefat edenlerin ruhları kabir âlemine gider, cesetleri ise toprağa defnedilir. Bu nedenle vefat edenler cesedin konulduğu yerde değil, ruhların gittiği yerdedirler.
Kabir hayatı ise, kişinin imanla vefat edip etmediğine ve iman ile vefat etmişse, ruhunun cennet bahçesine gidip gitmediğine göre farklı olacaktır.
Bu noktadan sonra Münker ve Nekir denilen iki melek soru sormak için kişinin yanına varır. O esnada ölen kişinin hayattayken yaptığı güzel ibadetler ölenin etrafını sararlar. Bu durum ölmüş kişinin manevi halini gösteren iyi bir göstergedir.
Melekler kişiye Allah’a imanı, peygamberini, namazı ve diğer ibadetleri sorarlar. Kişi dünya hayatında iyi bir hayat sürdürmüşse sorulara doğru ve ikna edici cevaplar verir. Yok, kötü bir hayat sürmüşse cevap veremeyecektir.
Bu sorgulamadan sonra kıyamete kadar geçecek zaman diliminde vücut çürürken, ruh azap veya nimet içinde olur. Çünkü mezar, “Ya cennet bahçelerinden bir bahçe veya cehennem çukurlarından bir çukurdur”. Bazı kişilerin azabı kısa ve hafif olur. Bazılarının azabı ise uzun ve ağır olur. Bazı kişiler ise nimet içinde olurlar. Bu nimet, cennete benzer bir hayatı andırır. Ama bildiğimiz cennet hayatı, mahşerden sonra meydana gelecektir.
Was this helpful?