CEVAP: Camilerimiz; hem ibadet hem de ilim öğrendiğimiz yerlerdir.
Camide namaz kılmak ibadet olduğu gibi ilim öğrenmek de ibadettir.
Nitekim Peygamber Efendimiz (asm) Mescid-i Nebeviye ek bir gölgelikte sayıları 400-500’ü bulan Suffa ashabını yetiştirmişti.
Hayırsever halkımız caminin ihtiyaçları için veya elektriği için yardımda bulunurken; camide namaz kılan, Kur’an okuyan veya ilim öğrenenlerin sevaplarına “Hayra vesile olan, hayrı yapan gibidir.” hadisinden aldıkları dersle hissedar olmayı arzu ederler.
Peygamberimiz (asm) bir hadis-i şerifinde şöyle buyuruyor;
“Bir Müslümanın diktiği ağacın meyvesinden, ektiği ekinin mahsulünden herhangi bir insan veya herhangi bir canlı yerse, o meyve, ağacı diken Müslüman için sadaka olur.”
Nasıl ki o ağaçtan ne kadar meyve yenirse, ağacı dikene o kadar hayır getiriyor. Aynen onun gibi;
– Vakfedilmiş bir Kur’an’dan okumak, onu vakfedene;
– Bir çeşmeden su içmek, o çeşmeyi yapana;
– Camiye serilmiş bir seccadede namaz kılmak, o seccadeyi serene,
– Ve hayırda kullanılıyor diye elektriği ödenen bir camide amacına uygun olarak ibadet ya da ilimle meşgul olmak o hayrı yapanlara,
Allah katında en az on misli olmak üzere yedi yüz misline kadar ona sevap verilir.
İsrafa kaçmamak ve amacı dışına çıkmamak şartıyla cami imkanlarından faydalanılabilir.
Ancak amacı dışında kullanıldıysa (telefon şarj etmek gibi) onun için belli miktar camiye bırakılması uygun olur.
Was this helpful?